Hep birlikte, eğitimi-öğretimi devletin görev ve sorumluluğundan uzaklaştırdık. Şimdi de özel okul ücretlerinden yakınıyoruz.
Ödeme ayarlaması için devletin uzlaştırıcı olmasını istiyoruz bir yandan da.
10 yıl parasız yatılı (4 yılı burslu) yetiştirilen, 41 yıl binlerce öğrencinin yetişmesine katkı sunan ben, bu akışı üzülerek izlemiştim okurken de okuturken de. Aziz Nesin okur gibiyim şimdi.
Özel otonuza binip özel okullarına götürün çocuklarınızı sevgili gençler! Okuduğunuz okulların tadını anlatmayı da unutmayın onlara sakın!
Kastamonu Göl İlköğretmen Okulu, deyin. Vefa Lisesi, deyin. Galatasaray Lisesi, deyin. Zonguldak Çelikel Lisesi, Kastamonu Abdurrahmanpaşa Lisesi, İzmit Lisesi, Derince Lisesi... deyin babam, deyin!
Okulun, yalnız, görkemli yapı olmadığını, zengin bir dünya sunduğunu anlatmayı da unutmayın.
Tarihî hamam, saray, Kervansaray, türbe, cami gezilerine giderken gördüğüm yıkık dökük okullar yaralar beni. Bayraksız direklerde, yosun tutmuş çeşmelerde öksüz ağlayışları duyarım.
Köy Enstitüleri kuruluş yıl dönümlerini, terk edilmiş bir köy okulunda kutlamayı becerebilseydik keşke!
Üzülüyorum haberleri izlerken. Bir tarafta emeklilerin yalvarışları-direnişleri, diğer tarafta özel okul ücretlerinden yakınmalar... Para çilesi çekiyor sıkıntılı halkımız.
Elim ermez çözümlere. Düşünürüm de üzülürüm yalnızca. Zaten kimse dinlemez ki kimseyi! Herkes kendi derdinde!..
Buna da şükür! Bir de özel okullarda çocuklarını okutamayanlar, işsiz güçsüzler çıkarlarsa sokaklara!.. İşte ben o zaman bittim! Özel hastanelere, özel doktorlara gidecek param da yok.
Biz, toplum, dayanışma, paylaşma... diye diye büyütüldük. 'Sevgi emektir' sözünü çok sevdik. İmece yaşamlara emeğimizi hediye ettik. İlkelerimiz, umutlarımız, sevinçlerimiz vardı zengin olmasak da.
Özel, güzel de bireysel güç istiyor, güç... Varlık istiyor, varlık yoksa darlık...
Özel güzeldir, dedik. Yanıldık mı, bilmiyorum.























