Değerli Okurlarım, Merhaba.
Önce size kendimi tanıtayım.
Ben Karayolları şantiyelerinde on yıl mühendislik, başmühendislik, Üniversitemizde de 35 yıl hocalık ve yöneticilik yaptıktan sonra,” süren doldu” denilerek emekli edilen öğretim üyesi Şenol Kuşcu. Emeklilik sonrasında, on yılı aşkın bir süredir, bir başka sokaktaki bir başkasına ait bir tezgahta, amatör bir kalem üreticisi olarak, ürettiğim ürünlerimi sizlerle paylaşıyordum. Tadanlarının sayıları on binlere ulaşan paydaşlarıma şükran borçluyum. Şimdi ise o sokaktaki tezgahı boşattım. Bundan sonra, ürünlerime ve siz paydaşlarıma çok daha uygun olduğundan emin olduğum bu sokakta ve tezgahta, inşallah sizlerle paylaşmaya çalışacağım.
Saygılarımla, hayırlı ramazanlar dileklerimle.
CÜZDANLARIN DEĞİL VİCDANLARIN SESİ!
Her yerde, Mehter takımı eşliğinde, “Mert dayanır, namert kaçar; Yine de şahlanıyor aman, Benden selam olsun bolu beyine” gibi kahramanlık türkülerinin çalınıp söylendiği bir zamanda, herhalde TRT Nağmenin dinleyicisi olmaz.
Bu günlerde, Ülkemizde tüm ulusal ve bölgesel sanatçılar tarafından yazılıp çizilen ve her yerde konuşulan, tartışılan konu 31 Mart yerel seçimleridir. Böyle bir zamanda da, proje, ihale, yol, tünel, yüksek öğretim gibi konulardaki yazıların okuyucusunun olamayacağı aşikardır. Bu nedenle; keşkeğini döğmüş, dibeğini ,tokmağını depoya koymuş emekli bir öğretim üyesinin vicdanının sesi olarak, ben de bu ana gündem konusu ile ilgili bir parça çalmayı uygun buldum.
Dünyanın bir yerinde, aynı zamanda bir büyükşehir olan büyük bir devlet varmış. Bu devletin bir süre önce seçilen devlet başkanı, ülkenin hem cumhurbaşkanı, hem büyükşehir belediye başkanı hem de partisinin genel başkanı şapkası olmak üzere üç şapkası varmış. Anayasa gereği %50’nin üzerinde oy ile seçilen başkan, tüm görevlerini tarafsızlıkla yapacağına da yemin etmiş.
Önümüzdeki günlerde de bu büyükşehre bağlı şehirlerde, bu şehirlerin belediye başkanlarının seçimleri varmış. En fazla oyu alanın başkan olacağı bu seçimlere, çok sayıda siyasi partilerin adayları katılıyormuş. Bu günlerde bu seçimlerin, bir genel seçim havasında geçen seçim kampanyası etkinlikleri yapılmakta imiş.
Yapılmakta olan seçim kampanyasına bakıldığında, üç şapkalı başkanın, daha önceki seçiminde olduğu gibi, bu seçimde de, hep parti başkanı şapkasını giymekte ve kendi partisinin seçim kampanyasının kaptanı olarak görev yapmakta imiş. İktidar olma gücü ve imkanları ile; tarafsız olması gerekenler de dahil, tüm devlet ve kendisine, partisine yakın olan özel sektör kurumlarını, sivil toplum örgütlerini; etkin, yetkin toplulukları ve kişileri kendi partisinin adaylarının kazanması için sahada ve saha gerisinde görevlendirmiş.
Devlet başkanının tüm şehirlerde kendileri adaymış gibi, iktidar partisi adaylarının mitinglerinin baş aktörü olması, seçimlere gölge düşürecek haksızlıklar ve hukuksuzluklar, muhalefet taraftarları yanında vicdan sahibi iktidar partisi taraftarlarında da hoş karşılanmamakta ve eleştirilmekte imiş. Tarafsız olması gereken, pek çok yönetim hatalarına rağmen kendi tabanı tarafından çok sevilen başkanın bu partizan tutum ve davranışları toplumda derin ayrışmalara da neden olmakta imiş.
İktidar partisinin kampanya faaliyetlerine sağlanan büyük katılımlar; tarafsız olması ve adaletli kullanılması gereken kamu ve iktidar yanlısı özel sektör iletişim, kara ve hava ulaştırma vasıtalarının, bu seçimlerde de, sonuna kadar iktidar emrinde kullanılması en çok eleştirilen haksız, hakkaniyete uygun olmayan uygulama örnekleri imiş.
Ülke boyutundaki o büyük şehrin bir kentinde temeli atılan, açılımı yapılan bir kamu projesine, o kentin belediye başkanının ve muhalefet yetkililerinin yada ilgili iktidar yetkililerinin davet edilmesi, edilmemesi bile konuşma, tartışma konusu olmakta imiş!
Konunun uzmanları ve haktan, hukuktan yana olan her vatandaş, kişisel ve siyasi yarar sağlamak için kamu kaynaklarını ve imkanlarını kullanan her düzeydeki başkanların ve yöneticilerin de, hiçbir ayrım gözetmeksizin kınanması, eleştirilmesi, bu istenmeyen durumların olmaması için gerekli önlemlerin alınması gerektiğini ifade etmekte imişler. Bu önlemlerin neler olduğu da dünyanın uygar ülkelerinde belli imiş.
Yine konunun uzmanları, bu haksız, adaletsiz, kayırmacı uygulamaların, ayrışmaların asıl nedeninin, o ülkede son yıllarda uygulanmakta olan çok geniş yetkili başkanlık sistemi olduğuna da inanılıyormuş.
Bu yapılacak seçimlerde, yerel yanında, asıl genel yönetimden kaynaklanan ekonomik sıkıntıların, yaşanan adaletsizliklerin, yapılan yanlışlıkların, vicdan sahibi seçmenlerin oylarını, muhalefet adayları lehine etkileyeceğine inanılıyormuş.
Bu ülkenin neresi olduğunu merak etti iseniz biraz daha ipucu verilebilir. Bu ülke, dünyada, hayat pahalılığının, gelir adaletsizliğinin, en düşük ücretle çalışanların, yabancı sığınmacıların, din-iman sömürüsünün, Allah ile aldatmanın en fazla, muhalefetin en beceriksiz olduğu, devletten en fazla işi aynı müteahhitlerin aldığı ülkelerden birisi imiş. Bu ülkede hukuk fakültesine ilahiyatçı, tıp fakültesine veteriner, banka yönetim kuruluna pehlivan atamaları gibi atamalar bile yapılabiliyormuş.
Hala tahmin edemedi iseniz bir sağlık sorununuz olabilir!
BİR ÖNERİ!
Değerli okurlarım,
Sayın Cumhurbaşkanımız, yaptığı yerel seçim konuşmalarında, seçmenlere, “ Eğer kentinize hizmet bekliyorsanız, oyunuzu iktidar partisinin merkezi yönetimle uyumlu çalışacak adaylarına veriniz.” demektedir. Bir ülkenin cumhurbaşkanın halkının yararına olmayan bir istekte, öneride bulunabileceği düşünülemeyeceğine göre isabetli olduğundan kuşku duyulmamalıdır!
Sahaya bakıldığında, Sayın Cumhurbaşkanımızın doğru söylediğine katılmamak mümkün değildir. Örneğin, İktidar Partisinde olan Zonguldak’ta, son dönemde yapılanlara bakılırsa, Ankara’nın yaptıkları çıkarıldığında elde, Belediyenin yaptığı kalıcı bir hizmetin kalmadığı görülmekte ve söylenmektedir.
(Ancak, her düzeydeki kamu kurumunun görev ve sorumlulukları belli olduğuna göre, görevlerini yapmayanlar hakkında yapılması gerekenler bellidir. Hangi partiden olursa olsun, bir kentin belediye başkanının iktidar partisinden olmaması yüzünden o kentin, genel yönetimin yapmakla görevli olduğu hizmetlerden mahrum bırakılmasının, yada ayrıcalık yapılmasının nasıl anlatılacağını merak etmemek de mümkün değildir.)
Bundan böyle, Sayın Cumhurbaşkanımızın isteğini gerçekleştirmek üzere, kentlerin belediye başkanlarının iktidar partisinden adaylar arasından yapılmasını sağlayacak bir yasal düzenlemenin yapılması isabetli olacaktır!
Böyle bir düzenlemeyi sağlayacak kanun teklifi, biran önce, Cumhur İttifakı tarafından meclise getirilmelidir. Cumhur ittifakı getirmez ise, bu görevin, ana muhalefet görevini yapan Demokrat Parti Ordu Millet Vekili Sayın Cemal Enginyurt tarafından yapılması da uygun olacaktır! Üstelik, bu uygulamanın, o günlerin koşulları nedeniyle, Cumhuriyetin ilk yıllarında da böyle olduğu bilinmektedir!
Yerel seçimlerin ülkemiz, kentlerimiz için hayırlı olmasını, haksızlıkların, hukuksuzlukların olmamasını, Ramazanınızın hayırlı olmasını dilerim.
Şenol Kuşcu. Mart 2024, Zonguldak
























Hocam yazınızı heyecanla,bir solukta okudum...başarılar... devamını bekliyoruz...
Hoş geldiniz hocam hayırlı olsun inşallah