Zonguldak kent merkezinin en önemli simgelerinden biri olan Fevkani Köprüsü’nün Ekim 2023’te yıkılması, şehir içi ulaşım dinamiklerinde köklü ve sarsıcı bir değişimi beraberinde getirmiştir. Yıkım sürecinden önce, yapısal risk barındırdığı iddiası ve kamuoyunda oluşturulan "her an çökebilir" algısı, yıkımın gerekçesi olarak sunulmuştur. Bu süreçte “kentin önünü açmak ve yeni bir çehre kazandırmak” gibi yaratılan algı aradan geçen zaman, estetik kaygıların kentin yapısal ulaşım gerçekleriyle uyuşmadığını açıkça ortaya koymuştur.
Fevkani Köprüsü’nün ortadan kaldırılmasıyla birlikte, daha önce çok katlı ve akıcı bir şekilde seyreden trafik zemin seviyesine indirgenmiştir. Bu radikal değişimin getirdiği yük, yalnızca "kavşak genişletme" çalışmalarıyla giderilmeye çalışılmış ancak üst düzeyde bir planlama yapılmadan atılan bu adım, beklentilerin aksine yeni kavşağı trafiğin en çok düğümlendiği merkez haline getirmiştir.
Bugün gelinen noktada; şehir merkezinde, sahil yolunda ve özellikle Soğuksu ve istasyon civarında yüzlerce metre uzayan araç kuyrukları oluşmaktadır. Eskiden dakikalar içinde geçilebilen mesafeler, sürücüler ile okul ve iş servisleri için hem ciddi bir zaman kaybına hem de ekonomik zarara yol açan yorucu bir çileye dönüşmüştür.
Zonguldak trafiğinin omurgasını oluşturan temel sorun, kentin coğrafi yapısı ve yerleşim şekliyle doğrudan ilişkilidir. Kilimli ve Kozlu ilçelerinden gelen araç trafiği, kentin ana damarı olan Gazipaşa Caddesi’ne ve çarşı merkezine girmeye zorlanmaktadır. Bu yoğunluğa kentin en kalabalık yerleşim alanları olan; Bahçelievler, İncivez, Terakki, Karaelmas, Tepebaşı mahallelerinden bağlanan araçlar da eklenince, kent içi ulaşım tamamen felç olmaktadır.
Bu noktada sıklıkla dile getirilen "kent girişlerine devasa ve ucuz otoparklar yapılması, özel araçların buralarda bırakılarak toplu taşınmaya teşvik edilmesi" önerisi, mevcut altyapı ile tek başına yetersizdir. Bu yöntem, trafiği kent merkezinden alıp doğrudan şehir girişlerine taşıyacak ve tıkanıklığı sadece mekânsal olarak yer değiştirecektir.
Zonguldak’ı kronikleşen trafik krizinden kurtarmanın yolu, daha fazla şerit açmak veya araç odaklı geçici çözümler üretmek değil; insan odaklı, çağdaş ve uygulanabilir bir ulaşım politikası izlemektir. Bu doğrultudaki önerilerim şu şekildedir:
Zonguldak, kentin içinden geçen ve Kilimli-Kozlu doğrultusuna uzanan muazzam bir demiryolu mirasına sahiptir. Bu atıl güç, şehir içi yolcu taşımacılığı için ivedilikle modernize edilmeli ve Kilimli - Merkez - Kozlu arasında çalışacak bir Hafif Raylı Sistem hattına dönüştürülmelidir. Ulaşımın daha hızlı, konforlu ve ekonomik bir alternatife kavuşması, vatandaşları özel araç yerine raylı sistemi tercih etmeye yönlendirecek ve karayollarındaki araç yükünü en az %50 oranında hafifletecektir.
Kent merkezinde uygulanan sabit süreli trafik lambaları, değişken trafik yoğunluğuna yanıt verememektedir. Bunun yerine, kameralarla donatılmış ve yapay zeka ile desteklenen "Dinamik Sinyalizasyon" sistemine geçilmelidir. Sistem, anlık olarak hangi yönde araç yoğunluğu tespit ediyorsa yeşil ışık süresini o yöne göre vermeli ve gereksiz beklemelerin önüne geçmelidir.
Özellikle Soğuksu semtinde haftada iki gün kurulan halk pazarı, bölgedeki trafiği durma noktasına getirmektedir. Pazarın kurulduğu günlerde, saat 07.00 ile 18.00 arasında Gazipaşa Caddesi’nden Mimar Kemal Yaşkan Sokağı boyunca araçların park etmesine izin verilmemelidir. Bölge esnafının mal indirme ve yükleme gibi lojistik faaliyetleri bu saatlerin dışına kaydırılmalıdır.
Yurttaşları özel araç kullanmaktan vazgeçirecek konforlu bir toplu taşıma ağı kurulmalı, yeniden planlanacak şehri pas geçecek yol sonrasında belirlenmiş saatler dışında şehir merkezi yayalaştırılmalıdır.
Fevkani Köprüsü'nün yıkımı Zonguldak için bir milat olmuştur; ancak bu milat, kenti rahatlatmak yerine plansızlığın getirdiği bir trafik kaosuna sürüklemiştir. Zonguldak'ın geleceği, araçlara daha fazla alan açmakta değil, eldeki raylı sistem vizyonunu hayata geçirmekte, teknolojiyi trafiğe uygulamakla ve disiplinli bir kent estetiği amaçlamakla mümkündür. Modern bir Zonguldak, ancak vizyoner ve sürdürülebilir ulaşım yatırımlarıyla mümkündür.
Son olarak “ köprü üzerinde biriken sulara olta atmakla” siyaset yaptığını sananların ellerine geçen ilk fırsatta köprüyü yıkarak kentin trafik keşmekeşindeki sorumluluğu asla unutulmamalıdır. Ve elbette yıkıma çanak tutan, estetik ve yaşamsal risk dayatmaları ile insanların gözünü korkutanların ortak sorumluluğunu da görmek gerekir.
Bunu yaşayarak anlamanızı sağlayacak tek yol özellikle işe gidiş ve dönüş saatlerinde bir araç içinde kent merkezine girmeye ya da merkezden geçmeye çalışırken yaşadıklarınız olacaktır. Hayırlı yolculuklar…

























