2023 seçimlerinden sonra Türk siyasetinde, sessiz ve derinden işleyen devasa bir "anayasal mühendislik" süreci yaşanıyor. Siz üst perdeden yansıyan görünürdeki kavgalara sakın aldanmayın; arka planda tamamen "aritmetik siyaset" ve koltuk sağlamlaştırma oyunu sahneleniyor. Oynanan bu oyunun sahnelerini birlikte görmeye çalışalım:
Referandumsuz Anayasa
AKP'nin durmaksızın yaptığı milletvekili ve belediye başkanı transferleri rastlantı değildir. Ekonomik sıkıntıların “bıçağın kemiğe dayandığı” ölçüyü geçtiği bir ülkede ne milyonlarca emeklinin bayram ikramiyesine zam yapıldı ne de asgari ücretlinin eriyen parasını telafi edecek bir çalışma var. Tam da bu yaşananlara karşı halkın tepkisini örgütleyebilme çizgisine yaklaşan CHP, hukuken "mutlak butlan" sayılabilecek yöntemlerle adeta bir kayyum zihniyetine teslim edildi.
Bir yanda parti içindeki kayyumcular, diğer yanda belediyelere yapılan operasyonlar ile sürekli tartıştırılan bir CHP var. Bu şekilde bölünmesi hedeflenen CHP’den beklenen; Meclis'te anayasayı referanduma götürmeden, 400 milletvekilinin oyuyla değiştirebilmektir. Bütün amaç bundan ibarettir. Düşünsenize, halkoyu ile reddedilme riski taşıyan bir anayasa taslağı... Bu durum, ülkeyi yönetenlerin geldiği yere dönme işaretidir. Sizce , 23 yıldır devletin tüm gücünü elinde toplamış ve ülkeyi istediği gibi dizayn etmiş olanlar, bu gücü terk etmek ister mi? ASLA…
"Parlamenter Sistem" Havucu
Düzenlenecek anayasa paketine, özellikle parti içinde kırılma yaşayan CHP’den en az 20 milletvekilinin "Evet" diyeceğini düşünüyorum. Bu 20 milletvekilinin –bir daha seçilebilme kaygısıyla ya da bilinmesini istemedikleri durumlar sebebiyle– anayasa değişikliğine “çok vicdanlı bir şekilde” evet diyebilmelerini kolaylaştırmak için vitrine konulacak havuç şudur: "Güçlü parlamenter sisteme geri dönüyoruz."
Hatırlayın; geçmişte yapılan bir anayasa değişikliğinde de solu toparlamaya en kuvvetli aday olmuş bir parti lideri, “Yetmez ama evet” diyerek hem kendisinin hem de partisinin dağılmasına neden olmamış mıydı?
Asıl Amaç: Erdoğan'ın Yeniden Adaylığı
Söylem; "sistemin yenilenmesi, düzelte düzelte bitirilemeyen 12 Eylül Anayasası ve demokratikleşme" gibi süslü kelimelerle bezenmiş olsa da satır arasında Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın görev süresini esnetecek veya ona yeniden adaylık yolunu açacak "kişiye özel" yasal bir formül mutlaka yer alacaktır.
DEM Parti ve Kürt Seçmen Hamlesi
Kurgulanan planı tamamlamak adına, bir zamanlar “her Kürt'ü terörist gören anlayış” esnetilecek; Öcalan’a yeni bir hukuki statü verilecektir. Kurucusu olduğu örgütün tasfiyesi gerekçesiyle çıkarılacak geniş kapsamlı bir af ve uyum paketiyle, DEM Parti'nin ve olası bir referandumda seçmen tabanının anayasa değişikliğine desteği sağlanmaya çalışılacaktır.
CHP’de "Mutlak Butlan" Dönemi ve Bölünme
CHP, tarihinin en derin iç savaşını yaşıyor. Mevcut yönetim parti içinde çok küçük bir azınlığı temsil etse de kendilerine verilen güvencelerle sonuna kadar kurultay yapmama direnci gösterecektir. CHP içinde siyaset yapması neredeyse olanaksız hale getirilen Özgür Özel ve arkadaşları ise halkın umudunu tamamen yitirmemesi adına başka bir parti ile yoluna devam edecektir. Bugünden sonra başka da bir yol kalmamıştır. Ayrılanlar çok büyük bir parça olsa da neticede CHP ikiye bölünecektir.
"Güdümlü Muhalefet" ve Yeni Ortak
Bölünme sonrası Kılıçdaroğlu’nun Meclis’te grup kurabilmesi için bazı seçim bölgelerinde iktidar patentli aktörler gizlice desteklenecektir. Böylece Kılıçdaroğlu grubu, Cumhur İttifakı'nın "kontrol edilebilir" bir ortağı olmaya devam edecektir.
Kontrollü Kaos
Siyasetin tabanında ise örgütsel enerjiyi kendi içinde harcatma planı işletilmeye devam edecektir. CHP İstanbul İl Başkanlığına atanan kayyum yönetimin parti binasına gelişinde yaşananlar; Genel Merkeze, İzmir ve Malatya İl binalarına yapılan baskınlar ile adeta taçlandırılmıştır. Görevden alınan seçilmiş il/ilçe yönetimleri ile yerlerine atanan kayyum-atama yönetimler, taşıma ve yevmiyeli kalabalıklar aracılığıyla birbirini yerken, olan biteni merakla izleyen CHP’liler belki de bir daha asla bir araya gelemeyecekleri derin kırgınlıklar yaşayacaklardır.
Sonuç olarak Türk siyaseti, ülkenin gerçek sorunlarına çözüm bulma adına değil; kişilerin ikballeri ve koltukları adına dizayn edilen bir mühendislikle yeniden düzenleniyor. Ancak hiç kimse yarınlardan umudunu kesmesin. Unutulmamalıdır ki, son sahne henüz yazılmadı.

























